İçteki durum bilince taşınmazsa dışarıda kader olarak gösterecektir kendini.
İçteki durum bilince taşınmazsa dışarıda kader olarak gösterecektir kendini.
Dante
Bazı gerçekler hiç güzel değildir. Hele ki geride kaldı diye sevinerek görünür belleğinden yalıttığın kötü anılar. Gel gör ki kaderinin iplerini kendi ellerine almak istiyorsan dönüp o gerçeklere bakmak, bastırdığın duyguları serbest bırakarak o gerçeklerin içinden son bir kez daha geçmek zorundasın.
Giriş
Yazılış Tarihi: 20-29 Ağustos 2019
Yazan: Çağla Everest
"Bu sabah yine düşüncelerden bitmişken sizi internetten aradım ve olabildiğince net anlatmaya çalışarak size el uzatıyorum. Ne dersiniz? Yardımcı olabilir misiniz bana? Çocuğuma?"
Yazılış Tarihi: 2-9 Eylül 2019
Yazan: Çağla Everest
“Yedi yaşına kadar hiçbir şey hatırlamıyor olmanız, oturum sırasında sesimin bazen size çok uzaktan geliyor gibi olması, yaşamınızın çok önemli anlarına ait boşlukların olması... Bunlar çok şey anlatıyor aslında. Yani bütün yok, parçalar var.”
Yazılış Tarihi: 10-20 Eylül 2019
Yazan: Çağla Everest
Dissosiyatif (unutkanlık çözülmesi) bilinç küçük yaşta oluşur ve benzer nitelikli travmalar otomatik olarak öyküsel bellekten ayrı ve erişilmesi çok güç bir alanda tutulur. Bu oluşum travmanın ardından bellek temizliğini yapar ve hiçbir şey hatırlayamazsın. Geriye sadece nedeni bilinmeyen ağlama nöbetleri, bedensel acılar ve korkunç duygular kalır. Bunlar da sana yakıştırılan delilik olarak etiketlenir. Bu oluşum benliğin yıkıcı gerçeklik karşında bütünlüğünü korumak için geliştirdiği bir savunmadır.
Yazılış Tarihi: 23 Eylül - 13 Ekim 2019
Yazan: Çağla Everest
Özellikle dissosiyasyona yatkın kadınları seçiyorlar. Bana benzeyen kadınları! Amcamın projesinin bir parçası bu. Çocukluğumdan beri benim üzerimde deneyip uzmanlaştıkları her şeyi, benim gibi dissosiyatif eşler bularak devam ettiriyorlar. Bunun için belirledikleri küçük, önemsiz istismar denemeleri ve sözel testleri bile olabilir.
...
Sonra anneannem birden öldü. 55 yaşındaydı. Gizemli bir şekilde ölüverdi!
...
“Onu sana vermeyeceğim, git buradan,” diye bağırdı. Koridordaydı. Sarı beyaz saçlarını, geniş yüzünü, hafif sarkmış yanaklarını hatırlıyorum. Babam üzerine doğru yürüdü. Göztepe’de anneannemlerin evindeydik. Boğuşurken banyoya girdiler. Anneannem düştü. Boğuşuyorlardı, o düştü. Başını lavaboya çarptı.”
“Neresini çarptı Çağla?”
Hızla gösteriyorum. “Başının sağ tarafını.” Şaşkınım. Terapistim de şaşkın.
Yazılış Tarihi: 14-25 Ekim 2019
Yazan: Çağla Everest
Başım canlı tek: En önemli yerim, kafam, beynim, aklım. Başımı kaldırıp şaşkın bir merakla bakıyorum bedenime. Bedenim uyuşmuş. Elini alnıma bastırıyor birden.
“Bırak kendini,” diyor, “tamamen bırak.”
Gözlerimin kaydığını hissediyorum, bilincimin kapandığını. Orada olmamak o kadar tatlı ki, gitmek, kendimden çıkmak, orada olmak dışında nerede olursa olsun başka bir yerde olmak…
Yazılış Tarihi: 26 Ekim - 27 Kasım 2019
Yazan: Çağla Everest
“Bununla yaşayabilir misin? Hep bu şekilde bilinen biri olacaksın o zaman. Her yerde, her zaman.”
“Ben zaten bununla yaşıyorum. Halime baksana. Berbat durumdayım. İçimde beni mahfeden bir şeyler var. Bundan kurtulmak, hakkımı almak istiyorum.”
“Everest ailesini yok edersin Çağla.”
“Everest ailesini mi? Neden? Bunun sizinle ne ilgisi var? Bu babamla ilgili. Babam ve ben.”
Gözleri kısık Doğu. Bir parçacık gevşemiş Doğu.
“Fark etmez. Soyadlarımız aynı. Birimizin adı kötüye çıkarsa hepimiz her şeyi kaybederiz.”
“Öyle mi olur?”
“Her şeyi kaybetmek ister misin?”
“Benim zaten bir şeyim yok Doğu.”
“Aldığın para var. Yaşadığın ev, çocuğunun okulu… Sana kalacak miras. Hepsini kaybetmeye hazır mısın?”
Yazılış Tarihi: 1-20 Aralık 2019
Yazan: Çağla Everest
"...İşi bitmiş bu kızın.”
“Çağlacığım, bu hayvanlar anladılar sonunda. Bitti artık kızım. Kazandın. Beni duyuyor musun yavrum? Bitti artık. Hadi şimdi yavaş yavaş kendine gel. Gevşe. Yavaşça.”
Zangır zangır titriyorum. Çıplak ve utanç içindeyim. Yengem beni giydiriyor. Öyle titriyorum ki kendimi kontrol edemiyorum. Beni yatırıp üstümü örtüyor.
“Dinlen biraz Çağlacığım. Hazır olduğunda amcan seni götürüp istediğin mayoyu alacak.”
Yazılış Tarihi: 22 Aralık - 21 Ocak 2020
Yazan: Çağla Everest
Babam mahvolmuş görünüyor. Aile onun için her şey. “Beni bırakıp gidecektiniz,” diyor. Annem şartlar koştukça yavaş yavaş kendine geliyor, doğruluyor, dikleşiyor. Köşemde kendime sokulmuş onu seyrediyorum sessizce. Yavaşça anlıyorum, biz bir aileyiz, aile ve ilelebet birlikte yaşayacağız, her zamanki gibi. Annem amcamları uzaklaştırmayı başarsa bile biz babamla yaşamayı sürdüreceğiz. Ne olurdu gitseydim annemle? Salak! Babam bizi bulur muydu? Dedeme de anneanneme olan olur muydu?
Yazılış Tarihi: 23 Ocak - 14 Şubat 2020
Yazan: Çağla Everest
Çıldırıyorum. Ne demek kapıyı kapatmışlar! Annemle yengemden kurtulup koşarak gidip bulduğum ilk şeyle salon kapısının camını kırıyorum. Kapının iç çerçevesinde kalan cam parçaları ile çizilerek salona giriyorum. İniltileri her yerde. Hayvanlar. Babam beni yere yatırıyor. Saçımı çekip kafamı yere vuruyor, “Uslu ol,” diyor. Ben hareket edemeden babamın tutsaklığındayken amcam kardeşimle işini bitiriyor.
Yazılış Tarihi: 15 Şubat 2020 – 9 Mart 2020
Sadece katiller değil mağdurlar da olay yerine geri dönermiş!
Yazan: Çağla Everest
“… korkan hayvanlar, güvenli olsun ya da olmasın yuvalarına geri dönüyordu. İstismarcı aileleri olan ve sonunda yine incinecekleri yuvalarına dönmeye devam eden hastalarımı düşündüm… Travma yaşayan insanlar kendilerine tanıdık gelen ortama gitmeye mahkûm muydular?” V. D. Kolk, Beden Kayıt Tutar.
Yazılış Tarihi: 10 Mart 2020 – 4 Nisan 2020
Yazan: Çağla Everest
Babamla aramdaki yakınlığın temellerinde maya tutmuş rahatsız edici bir alaycılık fark ediyorum. Kurallara, doğrulara, değerlere, hele annemin papağan gibi tekrarladığı şeylere karşı gözlerimiz buluşur, babam “Hiç işte!” gülüşünü yapardı. Zaman zaman bu gülüşe, omuz silkmeler ve “Amaan sende” el hareketleri eşlik ederdi. Onlarca insanı, onlarca yıl kandırabilmiş olmanın verdiği bir özgüvenle ağzının bir kenarını yukarı doğru kıvıran yarım gülümsemesi ise alaycılığının mührüymüş meğer.
...
Babam korona değilmiş. Eve dönmüş...
“Sakın gitme,” diyor Nalan. Gider miyim hiç! Arkadaşım gidebileceğimi düşündüğü için şaşkınım.
...
O bile kurtuyduysa! Bu virüsün bir adalet duygusu olmadığı kesin.
Yazılış Tarihi: 8-21 Nisan 2020
Yazan: Çağla Everest
"Nasıl hem yumuşak, tatlı ve şefkatli hem tutarlı ve kararlı olabileceğimi bilemiyorum."
"Benden başka herkes kullanmış bedenimi, bir ben utanç, suçluluk ve çöküntü içinde kullanamamışım onu. Yok olsun isteyerek, bana yapılanlar yüzünden onu suçlayarak yaşamışım hep. Aklım ve hayatta kalma dürtüm dönüşümlü olarak olabildiğince bakımını üstlenmişler, istemeye istemeye, sevmeden, şenlendirmeden. Bugünü unutma Çağla. Bedenim benim, sadece benim. Neden bu kadar acı çektiğini, böyle acılı, hantal ve kilolu olduğunu artık biliyorum. Hep ruhumu iyileştirmeye çalışmıştım. Artık bedenim de bizimle bu yolda. Ben benimim. İlk kapıdan girmeye hazırım."
Yazılış Tarihi: 22 Nisan 2020 – 1 Mayıs 2020
Yazan: Çağla Everest
"Babam bizi sadece içindeki aciz, zayıf yanı yansıtabildiğimiz zaman sevdi, çok çok sevdi, çünkü ancak o zamanlarda kendi içindeki acizliği, zayıflığı unutabildi, aciz ve zayıf olan biz olunca sevecenleşti, teşekkür edercesine aşağıladığı, tecavüz edip dövdüğü çocuklarına sarıldı. Böylece bizden zayıf ve bağımlı yansımalarını yarattı. Yansıtmalı özdeşleşme. Babamın güzel yüzü, beklentisini karşıyabildiğimiz oranda büyüdü büyüdü, kötülüğünü unutmak gittikçe kolaylaştı.
...
Babam neden böyle? O zaman amcam neden öyle?
...
Babam bizi aciz ve zavallı gördükçe zevk alırken amcam zayıf benliği yasakladı. Korkutarak başarıyı zorunlu kıldı. Onun çocukları başarılı olmak zorundaydı.
Babam ve amcam, ikisi de değersiz ve aşağılanmış hissederek büyümüş olmalılar. Amcam, belki biraz da annesinden aldığı güç ile, aklını kullanarak, bilgi ile donanarak, başarılı olarak daha az savunmasız, değersiz ve aşağılanmış hissetmiş olmalı. Oysa hâlâ fazlasıyla aşağılık ve değersizdi. Hem mizaç hem anneden gelen özel ilginin de etkisiyle vahşilik ve medeniyet dengeleri babamdan farklı gelişmiş.
Elbette acımasızlıklarında hiçbir fark yok. Kendi çocuklukları gibi çaresiz, muhtaç, bağımlı, itaatkâr çocuklar yaratan, sadist failler ve pedofiller oldular."
Yazılış Tarihi: 02-14 Mayıs 2020
Yazan: Çağla Everest
Kurtarmak! Sürekli birilerini kurtarma arzum, birini saplanıp kaldığı kötü sevgilisinden ayırmak, öbürünü depresyondan çıkarmak, birini yapamadıkları için kahrolmaktan kurtarmak, hep birilerini içinde bulunduğu acılı durumdan kurtarmak, kurtarmak… Asıl kurtaramadıklarımın vebaliymiş meğer hep birilerini kurtarma isteğim.
...
“İnsan ister istemez kızıyor senin maddi olarak bu kadar rahat olmana,” yazmıştı mektubunda.
Kimse acılarının küçümsenmesini istemez. Hele ki parası var diye! Para ve zenginlik, körleştirme gücü ile acımasızlık yaratıyor. Yalnızlaşmanın en anlaşılmaz, gizemli yolu, insanlar arasına karışıp para kazanmak için çalışmadan, sırf orada durduğun için bir maaş bağlanması. Orospu olsam daha itibarlı, alın teri ortada. Çalışsaydım, herhangi bir işim olsaydı, kendi irademle varlık gösterdiğim bir yere ait olurdum. Kimse de sinir olmazdı bana. İnsanlarla aramda böylesine bir boşluk, bu uçurum olmazdı.
Yazılış Tarihi:
Yazan: Çağla Everest
Unutmamın en önemli sebebi hayatı yaşayabilmekmiş. Korkunç şeyler yaşasak da geri kalanını yaşanılanlardan bağımsız normal bir hayat olarak yaşayabilmek, korktuğunu bile bilmeden keyif duyabilmek, alışkanlıklar edinmek, yaşamdan beslenmekmiş.
...
İnsanın düştüğü felsefi derinlikte her zaman onulmaz bir yalnızlık, bir boşluk var. Benim gibi felsefi debelenmeler içinde yuvarlanan yara bere içinde biri, tamamıyla iyileşse bile, gül bahçesi beklememeli.
Çağla Everest
Çağla Everest
Bilmiyorum bu kaçıncı ağlayışım anne diye sayıklaya bağıra. Her biri daha acıklı, daha da uzaklara gitmek zorunda, duyulmak, ulaşmak için. Ulaşamadığını, ulaşamayacağını anlayana dek.
“Ne fark ettin Çağla?”
Zayıflığını. Annem o kadar zayıf ki. Hep o güçlü duruşuyla tırmalar zihnimi. Oysa öylesine güçsüz ve zayıf ki. Kaldıramıyor. İyi olmayı deniyor, kötü olmayı deniyor, korumayı, bırakmayı, beni sevmeyi… hiçbirini beceremiyor.
“Nasıl olur,” diyorum,
“Nasıl olur da bunca yıl çıkamazlar bu işin içinden? Hiçbir şey beceremez, bu adamları durduramazlar? Nasıl?”
Ve sosyal statüleri… Canavar kocaları başarılı oldukça ve zenginleştikçe, bu iki kadının tutunabildiği tek şey sosyal statüleri olmuş. Annem, porselen yemek takımlarını, pahalı ev eşyalarını ve gittikçe büyüyerek boğaz manzaralarıyla yaşamlarını bir tabloya dönüştüren evleri kendine merhem edip sürünürken, yengem, “Ben hiçbir zaman Hülya gibi zenginliğe, büyük evlerde yaşamaya, gösterişe meraklı olmadım,” derdi.
Sen neye meraklıydın yenge?
Sonuçta her ikiniz de anneliğinizi bile yok eden, kadınlığınızı en zayıf ve aciz hallere düşüren bir yok oluş içinde sosyal statü denen illüzyona hizmet etmeyi seçtiniz. Hizmetçiliğiniz, bu dünyadaki en kutsal görevi, anneliğinizi zehirledi, kuruttu, bitirdi, ÖLDÜRDÜ. Çok iyi beslediniz, temiz tuttunuz bizi. Görenler, özendiğinizi, titiz ve harika anneler olduğunuzu söyledi. Güzel sözleri alıp özene bezene yaralarınızın üzerine kuşandınız.
25 Mart 2023
Makalenin birinde şöyle bir cümleye rastladım:
"Cinsel istismara maruz kişilerin, bağlanma bozukluğu geliştirerek psikososyal açıdan bakıldığında ilișki kurmaktan uzak durdukları, yakınlık kurma ihtiyacıyla sayıca fazla ilişkiye yöneldikleri ve sonuç olarak da ișlevsellikten uzak ve yalnızlıkla sonlanan ilişkiler kurdukları görülmektedir."
Lanet olsun! İki kısa süren korkunç evlilik, onlarca sevgili, değişip duran arkadaş ortamları, farklı yaşantılar, evler, şehirler, kimlikler... Sonuçta elde kalan hep sıfırdı. Birileri bir yerlerde araştırır, bilimsel mecralarda bunları yazarken ben şuursuzca anlatılanları yaşamışım. Koca bir ömür... Ömrüm.
Tek şansım keyifli bir olgunluk dönemi, her zamankinden daha sağlıklı ve neşeli 50'li yaşlar. Formülü ne? Tarifi var mı? Yoksa da yaratmak durumundayım.
1 Nisan 2023
Youtube'da bir ders videosunda savunma mekanizmalarından biri ile karşılaştım:
Ters Tepki Oluşturma.
Katlanılamayan ve kabul edilemeyen dürtü ve duyguların karşıtı ile kendini savunmak. Olumsuz duygular beslenen bir kişiyi çok sevdiğine inanmak da böyle bir savunma mekanizmasıymış.
Babama karşı duyduğum sevginin beni hiçbir zaman mutlu etmemişti. Normal bir çocuğun normal bir babadan bekleyeceği manevi desteği yanıp tutuşarak bekleyip duruyordum.
Onu sevmek sevmemekten ve annemi sevmekten daha güvenliydi. İnsan kaç sene aynı şeyi yalvarırcasına bekleyip durabilir?
Kötü yaşanmışlıklar, çarpık hayatta kalma biçimleri ve çarpıtılmış savunmalar oluşturuyor. Hem hayatta kalıyorsun hem heba oluyorsun. Ne olur bir tık daha güçlü olsaymış insan!
anonimmagdur.xyz sitesinden alınmıştır
“Zamanla onun elinde artık iyice ufalanmış, kim bilir nerelere atılmıştım. Benliğimin dökülüp saçılan zerrelerini bir araya getirecek kuvveti kendimde göremiyordum. O zaman yeni bir şey öğrendim. Büyük acılar gerçi benliğimi dağıtıyor; fakat öyle bir dağıtış ki güya bir meyvenin bütün et kabuğu düşüyor da ortada yalnız çekirdeği kalıyor. O halde şöyle demek lazım: Büyük ıstıraplar benliğimizin özünü meydana çıkarıyor. Ben her şeyimi kaybettim. Evvelce bütün varlığım gibi görünen her şey benden gittikten sonra hakiki kendimi buldum. Aşk ölümden kuvvetlidir; fakat hayat, aşktan daha kuvvetlidir. Hayat deyince burada anladığım mevhum hepimizin ömrüne ezelden vergi olan ilahi kıvılcımdır. Onu yıkacak bir gücü dünya yüzünde tasavvur edemiyorum, çünkü o yaradanın malidir. İçimde taşıdığım bu ilahi saltanatı benden (babam, amcam ve kuzenlerim) alamadı. En düşkün ve sefil anlarımda ölmez kudretimi en büyük berraklıkla gördüm. Ona (babama ve amcama) bakar ve şöyle derdim: Sen efendisin, ben köleyim. Sen her şeysin, ben hiç oldum. Kendi kendimin gözünden düşmem lazım. Fakat hayır, kendi gözümden düşemiyorum. Kendime imanım, zannetme ki, ölünceye kadar kaybolabilir. Sen zafersin, fakat sana inanmıyorum, kendime inanıyorum.”
Safiye Erol, Ülker Fırtınası, sf. 21
Web sitesi trafiğini analiz etmek ve web sitesi deneyiminizi optimize etmek amacıyla çerezler kullanıyoruz. Çerez kullanımımızı kabul ettiğinizde, verileriniz tüm diğer kullanıcı verileriyle birlikte derlenir.